Türk Futbol Tarihi

TÜRKLERİN FUTBOL OYNAMASI

Futbol oynayan ilk Türk 1898 yılında İzmir’de İngilizlerle beraber futbol oynayan Selim Sırrı Tarcan olmuştur. Ancak kendisine “İlk Türk futbolcusu” diyemeyiz. İlk Türk futbolcusu Fuat Hüsnü Bey’dir. İstanbul’da futbolu İngilizlerden görerek merak salan Fuat Hüsnü Bey, daha sonra arkadaşlarını ikna ederek ilk Türk futbol takımını kurmuştur. “Black Stocking” adı alan takım Rumlarla bir maç yapmış ve bu maçı 5-1 kaybetmiştir. Kaçabilenler kaçmış, kaçamayanlar yakalanmıştır ve böylece ilk Türk futbol takımının ömrü uzun olmamıştır. Fuat Hüsnü Bey daha sonra İngilizlerin kurduğu Kadıköy takımında “Bobby” takma adıyla oynamıştır.
 

TÜRK FUTBOLUNDA İLK KULÜPLER

“Black Stocking” takımının başarısızlığından sonra Türkler uzun süre futbol oynayamamışlardır. Ancak, kimse de bu oyunun cazibesinden kendilerini kurtaramamışlardı. Türkiye’de kurulan kulüplerin hemen hemen hepsi futbol kulübü olarak kurulmuştur. Bir önemli istisna “Beşiktaş Jimnastik Kulübü”dür. İlk futbol kulübü ise “Galatasaray”dır.

BEŞİKTAŞ JİMNASTİK KULÜBÜ

1903 yılı sonbaharında, Medine Muhafızı ve Şeyhülharem Osman Paşa’nın oğulları Mehmet Şamil ve Hüseyin Bereket beyler ile arkadaşları Ahmet Fetgeri (Aşeni), Mehmet Ali Fetgeri, Nazım Nazif, Cemil, Haydar, Şevki ve Tayyareci tarafından Osman Paşa’nın Beşiktaş Serencebey Yokuşu’ndaki konağın selamlık kısmı bahçesinde “Beşiktaş Bereket Jimnastik Kulübü” adı altında bir kulüp kurulmuştu. Bu gençler, kulüplerinde barfiks, paralel, halter, güreş, boks ve aletli jimnastik sporlarıyla meşgul olmuşlar, daha sonra da faaliyetleri arasına eskrimi eklemişlerdi. Kulübün faaliyeti önceleri sadece kurucuları olan gençlerin kişisel çalışmalarına bağlı kalmış, daha sonra semtin bazı gençleri de onlara katılmışlardı. Bir süre sonra kulübün adı “Beşiktaş Osmanlı Jimnastik Kulübü” olarak değiştirilmiş ve 1908 yılında Meşrutiyet’in ilanından sonra da bu ad altında resmen tescil olunmuştu.

Beşiktaş kulübüne futbolun girmesi ise 1910’lu yıllarda mümkün olabilmişti.

Daha önce semtte kurulmuş bulunan Valdeçeşmesi ve Basiret takımları ise Beşiktaş kulübünde kurulan ilk futbol şubesinin çekirdeğini oluşturmuşlardı. Bunun gerçekleşmesinde ise Ahmet Şerafettin Bey’in büyük payı ve emeği olmuştu.

Beşiktaş’ın yanı sıra Fenerbahçe ve Galatasaray kulüpleri de Meşrutiyet’in ilanıyla kabul edilen “Cemiyetler Kanunu”na göre resmen tescillerini yaptırmışlar ve böylece kulüplerin bundan sonraki tüm faaliyetleri resmi çerçevenin içine girmişti.

Çeşitli spor dallarında büyük varlık gösteren Beşiktaş, 1920’li yıllarda futbol takımının güçlenmesiyle kendini tanıtmış ve çok geçmeden başlayan şampiyonluk ve başarı yılları ise kulübün sevgisini Beşiktaş semtinden çıkarıp tüm yurt sathına yaymıştı.

Yıllardan beri Galatasaray ve Fenerbahçe arasında Türk futbolunda hüküm süren egemenliğe Beşiktaş’ın ortak olmasıyla Türk futbolunda bir “Üç Büyükler” saltanatı başlamıştı. Bu saltanat yalnız futbol alanında inhisar etmemiş; çeşitli spor dallarında da sürüp gittiğinden bu üç kulübümüz gerçek anlamıyla “Üç büyükler” sıfatına hak kazanmışlardır.

Beşiktaş da gerek yurt içindeki başarıları ve şampiyonlukları, gerekse yurt dışında ve içinde yabancı takımlara karşı oynadığı maçlardaki galibiyetleri ve başarılarıyla çok geniş kitlelere yayılan büyük bir sevgiye sahip olmuştur.

Beşiktaş bugün de Türkiye’nin en sevilen kulüplerinden biri olma özelliğini taşımaktadır.

FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ

1907 yılı ilkbaharında, Kadıköylü gençlerden Nurizade Ziya (Songülen), Bahriyeli Necip (Okaner), Hasan Sami (Kocamemi) ve arkadaşları arasında “Hindli” lakabıyla anılan Asaf (Beşpınar) beyler, ne zamandan beri içlerini kor gibi yakmakta olan bir konuda kesin kararlarını vermişlerdi: Bir futbol kulübü kuracaklardı.

Necip Bey’in Moda’daki evinde yaptıkları toplantıda kurmayı kararlaştırdıkları kulüplerine Fenerbahçe adını vermişler, forma rengi olarak da, o güzel bahar günlerinde Fenerbahçe çayırını süsleyen papatyaların rengi sarı-beyazı seçmişlerdi. Amblemleri ise Fenerbahçe’nin ışık saçan feneri olacaktı.

Bu yeni kulübün kuruluş hazırlıkları hızla akıp giden zamana yetişemediğinden Fenerbahçe takımı 1907-1908 İstanbul Futbol Ligi’ne katılamamış; 1908-1909 sezonunda ise forma renklerini sarı – laciverte çevirmiş bulunan Fenerbahçe takımı, Galatasaray’ın yanında ikinci Türk takımı olarak İstanbul Futbol Ligi’ne katılmıştı.

Fenerbahçe kulübü kuruluş yıllarında çok sıkıntılı dönemler yaşamış ve kulübe yeni katılan ve çoğu Saint Joseph Fransız Mektebi öğrencileri olan gençlerin büyük çabalarıyla hayatını sürdürebilmişti. Bu konuda Ayetullah ve Elkatipzade Mustafa beylerin unutulmaz hizmetleri olmuştur. Fenerbahçe kulübü bu sarsıntıları atlattıktan sonra hızla güçlenmiş ve 1911-1912 sezonunda İstanbul Futbol Ligi şampiyonluğunu kazanma başarısına ulaşmıştır. Bundan sonra da Türk futbolunda Fenerbahçe ile Galatasaray mutlak üstünlükleri başlamıştır.

Fenerbahçe yalnız yurtiçinde kazandığı şampiyonluklar ve elde ettiği başarılarla değil, gerek yurt içinde gerekse yurt dışında yabancı takımlarla yaptığı maçlardaki başarılarıyla da kendini göstermiş ve Türkiye’nin en çok sevilen kulüplerinin başında yer almıştır.

Fenerbahçe’nin bu büyük sevgiyi kazanmasında en önemli amillerinden biri de, Mütareke yıllarında işgal kuvvetlerine mensup askeri takımlarla yaptığı maçlarda kazandığı parlak galibiyetleri de önemli rolü olmuştur. Bu galibiyetler, işgal altındaki İstanbul halkının kırılmış gururunu okşayan, hatta güçlendiren etkenler olmuş ve Fenerbahçe sevgisi çığ gibi büyümüştür ve Türkiye’de en çok taraftara sahip kulüplerden biridir.

GALATASARAY SPOR KULÜBÜ

Mekteb-i Sultani (Galatasaray Lisesi) öğrencileri tarafından kurulmuştur. Büyük çoğunluğu Kadıköy yakasında oturan ve orada İngiliz ve Rum takımlarının kendi aralarında oynadıkları iddialı maçları izleyerek futbola gönül veren Mekteb-i Sultani 10. sınıf öğrencilerinden ali Sami (Yen), Asım Tevfik (Sonumut), Emin Bülend (Kalpakçıoğlu), Bekir (Bircan), Mehmet Celal (Şehit Celal), Tahsin Nahit, Cevdet (Serdaroğlu), Reşad (Şirvani) ve Abidin Daver (Dav’er), 10 Ekim 1905 günü Edebiyat öğretmeni Mehmet ata Bey’in dersi sırasında, aralarında fısıltıyla konuşup anlaşarak bir futbol kulübü kurmaya karar vermişlerdir.

Forma rengi olarak, milli renklerimiz “Kırmızı-Beyaz”ı benimseyen gençler, takımlarına verecekleri ad konusunda kolay kolay anlaşmaya varamamışlardır. O tarihlerde daha çok yabancı adlar cazibe taşıdığından, gençler; “Gloria (Zafer)”, “Audace (Cüret)” ve Tobler marka çikolatalarının üzerindeki resimlerden etkilenerek “Kartal” gibi isimler üzerinde durmuşlar ve bunlar arasında bir tercih yapamamışlardır. Bu iş öylesine uzamıştı ki; kurdukları takım Kadıköy’deki ilk maçına isimsiz olarak çıkmıştı. Ancak bu maçı izleyenlerin kendilerinden “Galata Saray Efendileri’ diye bahsettiklerini işittiklerinde bu adı birden benimsemişler ve böylece “Galatasaray” adını almışlardı.

İlk dört maçını Kırmızı-Beyaz formayla oynayan Galatasaray takımını oluşturan genç futbolcular daha sonra milli renklerin, hafiye ve zaptiyelerin dikkatini, hatta gazabını çekeceği endişesiyle formalarını Sarı-Siyah renklere dönüştürmek zorunda kalmışlardı. Ancak bu yeni formalar, takımdaki bazı futbolcular arasında uğursuz geldiği inancını uyandırdığından Galatasaraylılar yeni bir forma rengi aramak zorunda kalmışlardır.

Bahçekapı’daki “Şişman Yanko” mağazasında kendilerine yeni bir forma rengi ararken, bir rastlantı eseri, sarı ve kırmızı kumaş toplarının yan yana gelmesiyle karşılarına çıkan göz alıcı ahenge hayran kalan gençler “Sarı-Kırmızı” renklerde karar kılmışlardı. Alınan sarı-kırmızı kumaşlar, Ali Sami Bey’in kız kardeşi Samiye (Erer) Hanım tarafından dikilmiş ve Sarı-Kırmızı formalı Galatasaray futbol takımı ilk kez 6 Aralık 1908 günü Barhau İngiliz gemisiyle yapılan maça çıkmıştı. Bu, zafer yıllarının başlangıcı ve ilk adımı olmuştu.

Mekteb-i Sultanı’de okuyan Sırp ve Bulgar öğrencilerin de kadrosunda yer aldıkları Galatasaray ilk kez 1906-1907 İstanbul Futbol Ligi’ne ilk Türk takımı olarak katılmış 1908-1909 sezonunda da İstanbul Futbol Ligi’nin şampiyonluğunu ilk kez bir Türk takımına mal etme şerefine erişmişti. Galatasaray, 1911 yılında Macaristan ve Romanya seyahatine çıkarak yurt dışında Türk futbolunu ilk kez temsil etme şerefini de eline geçirmişti. Bu seyahatin son durağı olan Bükreş’te Bükreş Karması ile yaptığı maçı 11-1 kazanan Galatasaray, yurt dışında ilk galibiyeti kazanan takım olma öğüncüne de sahip olmuştu.

Galatasaray parlak tarihi boyunca yurt içinde en fazla şampiyonluklar kazanan takımlardan biri olarak kendini gösterirken, gerek yurt içinde gerekse de yurt dışında yabancı takımlarla yaptığı maçlarda da Türk futbolunun yüzünü ağartan sonuçlar elde etmiştir. Bu özellikleriyle Galatasaray Türkiye’nin en sevilen kulüplerinden biri olmuş; bir okul camiası içinde doğan kulübün sevgisi kısa zamanda tüm yurdu sardığı gibi yurt dışına da taşmıştır.

TRABZONSPOR

2 Ağustos 1967’de kurulan Trabzon Türkiye merkezli spor kulübü. Özellikle futbol şubesiyle tanınan kulüp, profesyonel futbol ligleri tarihinde şampiyon olan 5 kulüpten biri ve şampiyon olmayı başaran ilk Anadolu kulübüdür. Kulübün başkanlığını İbrahim Hacıosmanoğlu yapmaktadır. Basketbol şubesininse ayrı bir yönetim kurulu olup; bu şubenin başkanlığını Abiş Hopikoğlu üstlenmektedir.

Trabzonspor, güncel olarak futbol (erkek ve kadınlarda), basketbol ve hentbol dallarında birinci lig düzeyinde temsil edilmektedir. Bu dalların yanında yüzme, judo ve atıcılıkolmak üzere üç amatör sporda etkindir. Atletizm şubesinin etkinlikleriyse 25 Ağustos 2008 itibariyle durdurulmuştur. Birinci lig düzeyinde kulübün toplamda 7 şampiyonluğu vardır. Bu şampiyonlukların tümü, erkeklerde 6 ve kadınlarda 1 olmak üzere futbol şubesine aittir. Trabzonspor Futbol Takımı (erkekler), şampiyon olmuş beş takımdan biri ve İstanbul dışından şampiyon olmuş ilk takımdır.Bunun yanında, futbol erkek takımı armasında yıldız olan -yıldız, Süper Lig’de beş şampiyonlukta bir verilir 4 Türk takımından biridir.

Uzun süre bir “futbol kulübü” olarak anılan Trabzonspor, 2008’de TB2L takımlarından Alpella’yı satın alarak, ilk kez futbol dışında bir takım sporunda ikinci lig ve üzeri bir düzenlemeye katılmaya hak kazanmıştır. Trabzonspor Basket, ikinci lige terfi ettikten iki yıl sonra (2010); Beko Basketbol Ligi’ne çıkmıştır. 2014-2015 sezonunda, basketbol şubesi EuroChallenge’de finale yükselerek; takım sporları baz alındığında kulüp tarihinin Avrupa kupalarındaki ilk final karşılaşmasını oynamıştır.

Trabzonspor, 1984’te kentteki hentbol kulüplerini birleştirerek bir takım kurmayı planlamıştır, ancak daha sonra bundan vazgeçmiştir. Bu olaydan 26 yıl sonra (2010) 24 Şubat Hentbol Takımı’nı bünyesine katarak, Türkiye Erkekler Hentbol Süper Ligi’nde etkinlik göstermeye başlamıştır. Böylece hentbol, kulüpte icra edilen üçüncü takım sporu olmuştur. (Vikipedi)

KADIKÖY FUTBOL KULÜBÜ

İstanbul’un ilk futbol kulübü olarak 1902 yılında James Lafontaine ve arkadaşları tarafından kuruldu. Kadrosunda İngiliz ve Rum futbolcular bulunuyordu. Forma rengi düz beyaz olup, göğsünün sol yanında kırmızı bir kalp şekli üzerinde beyaz renkte Latin harfleriyle “C” bulunuyordu. Kulüp, bir İngiliz adı altında kurulmuş bulunduğundan “Cadi-keu Football Clup” adını taşıyordu.

İlk Türk futbolcusu Fuad Hüsnü (Kayacan) Bey de bu takımda Bobby takma adıyla oynamış, daha sonra da Büyük Hasan ve Dalaklı Hüseyin gibi Türk futbolcularının bu takımda yer aldıkları görülmüştür. Kadıköy futbol takımı, 1905-1906 ve 1906-1907 sezonlarında arka arkaya iki kez İstanbul Futbol Ligi şampiyonu olmuştu.

MODA FUTBOL KULÜBÜ

Kadıköy kulübüne mensup bazı İngiliz futbolcuların, çıkan bir anlaşmazlık sonucu kulüplerinden ayrılmalarıyla ve tamamen İngilizlerden oluşan bir kadroyla 1903 yılında kurulmuştur. Forma renkleri Kırmızı-Mavi idi. Kadrosunda zamanın bir çok ünlü futbolcuları yer alıyordu. Moda Football Club’e daha sonra Rum futbolcular da dahil olmuşlardı. Moda 1907-1908 sezonunda İstanbul Futbol Ligi Şampiyonluğu’nu kazanmıştı.

ELPIS FUTBOL KULÜBÜ

Kadıköylü Rumların kulübü olarak 1904 yılında Mavi-Beyaz renkler altında kurulmuştu. Elpis, Rumca da “Ümit” anlamına geliyordu. Zamanın en ünlü defans oyuncusu olarak tanınan Tahtaperde Aleko ile ünlü meyhaneci Todori de bu takımın en iyi futbolcuları arasındaydılar. Elpis ligde hiçbir zaman baş sıraları alamamıştı.

IMOGENE FUTBOL TAKIMI 

Bir kulüp değildi; İngiltere Sefareti’nin aynı adı taşıyan gezi gemisinin mürettebatı tarafından ortaya çıkarılan bir futbol takımından ibaretti. Imogene takımı, 1904-1905 sezonunda başlayan ilk İstanbul Futbol Ligi’nin şampiyonluğunu kazanmıştı. Futbolcuların tamamı İngilizlerdi.

TATAVLA HERAKLIS JİMNASTİK KULÜBÜ

1896 yılında, İstanbul Tatavla (bugünkü Kurtuluş) semtinde, bir Rum kulübü olarak kurulmuştu. Önceleri jimnastik, atletizm ve güreş dallarında faaliyet gösteren Siyah-Kırmızı formalı kulüp, 1910’lu yılların sonlarında faaliyeti arasında futbola da yer verecekti. Kulüp bugün “Kurtuluş Kulübü” adı ve yine aynı renkler altında faaliyetini sürdürmektedir. 2006-2007 sezonunda İstanbul Amatör Ligi’nde mücadele etmekteydi.

ANADOLU SPOR KULÜBÜ

1908 yılında, Meşrutiyet’in ilanından hemen sonra, Üsküdar’da semtin tanınmış ve köklü ailelerinden birinin çocukları olan Mehmet Bürhaneddin (Burhan Felek) ile kardeşi Dr. Hüdai beyler ve arkadaşlarının girişimleriyle kurulmuştu. Yeşil-Sarı formalı kulüp futbolun yanı sıra halat çekme, güreş ve atletizm gibi sporlara da faaliyetleri arasında yer vermişti. İstanbul Futbol Ligi’nde uzun yıllar yer alan Anadolu, futbol faaliyetini günümüze kadar sürdüren bir kulüp olarak dikkati çekmektedir.

VEFA TERBİYE-İ BEDENİYYE KULÜBÜ

Meşrutiyet’in ilanından hemen sonra Vefa semtinde Zeki Baban tarafından “Vefa Mürbi-i Beden”, Vefa İdadisi’nde de Saim Turgut (Aktansel) Bey tarafından kurulan “Vefa”, Fatih’te de Mebuszade Hamid, Tevfik (Kut) ve Kemal Şirvan beyler tarafından kurulan “Mukavvi-i Beden” adlı üç kulüp ortaya çıkmıştı. Ayrıca Edirnekapı yöresinde de Sudi Cavit, Dokuz Hayri Rasim ve Arif Beyler tarafından kurulan “Edirnekapı Futbol Kulübü” vardı. Bu kulüpleri kuranların tümü Vefa İdadisi öğrencisiydiler. Saim Turgut Bey’in aracılığıyla bu kulüpler birleşip “Vefa Terbiye-i Bedeniyye Kulübü”nü oluşturmuşlardı. Yeşil-Beyaz renkler altında kurulan kulüp kısa zamanda büyük varlık göstermiş ve İstanbul’un belli başlı kulüplerinden biri halini almıştı.

BEYKOZ ZİNDELER İDMAN YURDU

Ünlü Edip Ahmet Mithat Efendi’nin 1908 yılında kurduğu “Beykoz İttihak ve Teavün Cemiyeti” içindeki “Mümeserat-ı Bedeniyye Şubesi”, 1911 yılında “Beykoz Şark İdman Yurdu” adını alarak spor faaliyetlerini genişletmişti. Bu sıralarda yine Beykoz semtinde ortaya çıkan “Beykoz Zindeler Yurdu” ile birleşen kulüp “Beykoz Zindeler İdman Yurdu” adını almış ve yine Sarı-Siyah renkler altında faaliyetini sürdürmüştü. Beykoz Çayırı bu kulübe futbolcu yetiştiren önemli bir memba olurken, Beykoz kulübü de futbol alanlarında büyük bir güce erişmiş ve uzun yıllar başarılarını sürdürmeyi de başarmıştı.

SÜLEYMANİYE TERBİYE-İ BEDENİYE KULÜBÜ

1911 yılında, Vefa ve Mercan idadileri öğrencileri tarafından, İstanbul’un Süleymaniye semtinde, Kurucularından Hikmet Barlan’ın evinde kurulmuştu. Önceleri Turuncu-Lacivert renkleri taşıyan Süleymaniye daha sonra Siyah-Beyaz renkleri almış ve futbol sahalarında bu renkler altında büyük bir varlık göstermişti. Daha 1920’li yıllarda Milli Futbol Takımımıza oyuncular vermeye başlayan kulüp, İstanbul Ligi’nde de başarılar göstermişti.

ANADOLUHİSARI İDMAN YURDU

1912 yılında, Anadoluhisarı’nda, semtin gençleri tarafından Sarı-Yeşil renkler altında kurulan kulüp, futbolun yanı sıra çim hokeyi, atletizm ve kürek dallarında da varlığını kanıtlamış; 1915 yılında açtığı Er Meydanı adını taşıyan futbol sahasında da pek çok futbolcular yetiştirmişti. Futbol takımı İstanbul Ligi’nde uzun yıllar başarıyla yer almıştı. 2006-2007 sezonunda İstanbul Amatör Ligi’nde mücadele etmekteydi.

HİLAL SPOR KULÜBÜ

1912 yılında, Kadıköy yakasının Erenköy semtinde, göğsünün sol yanında beyaz bir hilal şekli bulunan bordo rengi formalı bir futbol kulübü olarak doğmuştu. Kulübün kurucularından Halit galip (Ezgü) Bey’in kişisel çabalarıyla kulüp kısa zamanda varlık göstermiş; Erenköy Tren İstasyonu’nun hemen yanındaki sahasında birçok futbolcu yetiştirmiş ve uzun yıllar İstanbul 1. Ligi’nde yer alan başarılı takımın bir çok elemanı Fenerbahçe’ye geçip orada parlamışlardır.

TELEFONCULAR

İstanbul telefon Şirketi’ni kuran İngiliz teknisyen ve işçiler tarafından 1912 yılında Sarı-Siyah renkler altında kurulmuştu. O yıl Balkan Savaşı’nın başlaması nedeniyle İstanbul Futbol Ligi maçları oynanamayınca Telefoncular takımının faaliyeti özel maçlara dayanmış; 1914 yılında, 1. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla diğer İngiliz kulüpleri gibi Telefoncular da “harp hali” nedeniyle hükümet tarafından kapatılmıştır.

ALTINORDU İDMAN YURDU

1910 yılında başta Aydınoğlu Raşid Bey olmak üzere Galatasaraylılar tarafından Galatasaray’a kardeş kulüp olarak kurulan Progres İnternational bu kulübün nüvesini teşkil eder. 1914 yılında Altınordu İdman Yurdu adını alan ve Mavi-Kırmızı renkler altında vücut bulan kulüp, bünyesi içinde gayrimüslim futbolcu ve üyeleri tasfiye etmiş ve zamanın dahiliye Nazırı olan, daha sonra da başbakanlığa geçerek Talat Paşa’yı kulüp başkanlığına getirmek suretiyle günün iktidar partisi “İttihat ve Terakki”ye sırtını dayamıştı. Altınordu, bu sayede büyük parasal imkanlara sahip olduğu gibi futbolcularını cepheye göndermeyen kulüp olarak da büyük bir ayrıcalığa malik bulunduğundan kısa zamanda güçlenmiş ve Fenerbahçe birinci takımından aldığı 8 futbolcuyla takviye ettiği kadrosu şampiyonluklara ulaşmıştı. 1. Dünya Savaşı’nın yenilgiyle sonuçlanması üzerine dağılan İttihat ve Terakki Fırkası ile birlikte Altınordu da tüm gücünü yitirmiş ve bunun sonucu çöküp gitmişti.

PERA SPOR KULÜBÜ

1914 yılında, Şark-ı Karib Bankası Müdür Muavini Costas Saviliadis ve arkadaşları tarafından Beyoğlu’nun Kalyoncukulluğu Mahallesi’nde bir Rum kulübü olarak ve Sarı-Siyah renkler altında kurulmuştu. Önceleri pek varlık gösteremeyen kulüp, İstanbul’un işgali yıllarında Rum zenginleri tarafından da desteklenerek güçlü bir kuruluş halini almıştı. 1919 yılında parlamaya başlayan Pera kulübünün futbol takımı 1920 yılında Pazar Ligi’ne alınmış ve Kurtuluş Savaşı’nın sonuna kadar bu durumunu korumuştu. Büyük Zafer’den sonra kulübün ileri gelen kişilerinin pek çoğu Yunanistan’a kaçmışlar, burada kalanlar ise “Beyoğluspor” adını verdikleri kulübün hayatiyetini sürdürmüşlerdi. 2006-2007 sezonunda İstanbul Amatör Ligi’nde mücadele etmekteydi.

İTTİHAT SPOR KULÜBÜ

1920 yılında, Altınordu kulübünden ayrılan kişiler tarafından Union Clup adıyla kurulmuş, daha sonra İttihat Spor adıyla faaliyetini sürdürmüştü. Bu kulübün ömrü pek uzun sürmemiş; sahip bulunduğu güçlü kadroya rağmen büyük bir varlık gösteremeden dağılmıştı.

DARÜŞŞAFAKA

Adını taşıyan okulun içinden doğmuştu. Tamamen Darüşşafaka Lisesi öğrencilerinden oluşan futbol takımı 1914-1915 sezonundan itibaren İstanbul Şampiyonluğu Ligi’ne dahil olmuş ve 1925 yılına kadar yer aldığı bu ligde Yeşil-Siyah formasıyla başarılı maçlar çıkarmıştı. Okulun mütevazı imkanları Darüşşafaka’yı bir kulüp halinde idameye kafi gelmediğinden hayatiyetini sürdürmesi mümkün olmamıştır. 2006-2007 sezonunda İstanbul Amatör Ligi’nde mücadele etmekteydi.

BEYLERBEYİ SPOR KULÜBÜ

1919 yılında Süleymaniye kulübünün Anadolu yakasındaki şubesi olarak Beylerbeyi semtinde kurulmuştu. Kurucuları, Süleymaniyeli Hikmet Barlan, Postacı Halit ve Arpacı Ruşen (Erman) beylerdi. Kulüp kısa bir zaman sonra Süleymaniye ile ilişkisini kesmiş ve Kırmızı-Yeşil forma renkleri altında faaliyetlerini sürdürmüştü. Bu dönemde Arpacı Ruşen Bey’in büyük çabalarıyla ayakta kalan Beylerbeyi Spor Kulübü günümüze kadar faaliyetini sürdürmüş bulunmaktadır. 2006-2007 sezonunda 3.Lig’de mücadele etmekteydi.

MAKABİ SPOR KULÜBÜ

1913 yılında Haliç’in Hasköy semtinde Museviler tarafından kurulmuştur. Makabi, İbranice’de “beden eğitimi” anlamına gelmektedir. Mavi-Beyaz forma renkli kulüp, Hasköy sırtlarında güzel bir de futbol sahası yaptıktan sonra futbol alanında varlık göstermiş, 1919-1920 sezonundan itibaren Pazar Ligi’nde yer almıştı. Kulüp 1930’lu yılların sonlarına kadar gayri federe olarak faaliyetini sürdürmüştü.

EYÜP SPOR KULÜBÜ

1917 yılında, İstanbul’un Eyüpsultan semtinde, eski futbol hakemlerimizden Feridun Kılıç’ın babası Cemal Kılıç ve arkadaşları tarafından Eflatun-Sarı renkler altında kurulmuştu. Futbolda uzun yıllan büyük bir varlık gösteren Eyüp Kulübü, varlığını günümüze kadar sürdürmüş bulunmaktadır. 2006-2007 sezonunda 2.Lig B Kategorisi’nde mücadele etmekteydi.

KASIMPAŞA SPOR KULÜBÜ

İstanbul’un Kasımpaşa semtinde, birer mahalle takımı hüviyetinde bulunan Altıntuğ ile Kasımpaşa Terbiye-i Bedeniyye Kulübü’nün birleşmeleri sonucu 1921 yılında “Altıntuğ” adı ve Lacivert-Beyaz renkler altında kurulmuştu. Kulüp daha sonra Kasımpaşa adını almış ve varlığını günümüze kadar başarıyla sürdürmesini bilmiştir. 2006-2007 sezonunda 2.Lig A Kategorisi’nde mücadele etmekteydi ve o sezon şampiyon olarak 43 yıl aradan sonra Süper Lig’ çıktılar.

TOPKAPI İDMAN YURDU

1921 yılında İstanbul’un Topkapı semtinde, Dr. Mehmed Reşad Bey adında bir müteşebbis tarafından kurulan Bordo-Beyaz renkli İstiklal İdman Yurdu Kulübü’nün aynı yıl içinde bazı siyasi nedenlerle kapanmasıyla,, kulübün futbolcuları yine aynı semtte faaliyet göstermekte olan Maltepe Kulübü’yle birleşerek Kırmızı-Beyaz renkler altında Topkapı İdman Yurdu adı altında yeni bir kulüp ortaya çıkarmışlardır. Kulüp uzun yıllar futbol alanında büyük başarılar göstermişti. 2006-2007 sezonunda İstanbul Amatör Ligi’nde mücadele etmekteydi.

ARMSTRONG-VICKERS

Haliç Tersane ve Fabrikaları’nı Balkan Savaşı sırasında revizyondan geçirmek üzere şehrimize gelen İngiliz Armstrong-Vickers firmasına mensup, İngiliz memur, teknisyen ve işçiler tarafından kurulan futbol takımı, 1912 yılından itibaren futbol sahalarımızda boy göstermeye başlamıştı. Ancak 1914 yılında 1. Dünya Savaşı’nın patlamasıyla hükümet tarafından, savaştaki hasmımız bulunan İngilizlere ait kuruluşlara el konulurken bu firma da onun kulübü de ortadan silindi. Bu takımın kadrosunda çok iyi İngiliz futbolcular bulunmaktaydı.

TÜRK İDMAN OCAĞI

1912’de İstanbul’un Divanyolu semtinde, devrin tanınmış sporcularından Kalgay Sami (karayel), Muallim Ali Seyfi, Nazmi (Acar), Gülleci Cemal (Erçman), Neyzen Şevki (Sezgin) ve Muallim Zeki beyler tarafından kurulan İstanbul Jimnastik kulübü 1913 yılında futbola da faaliyeti arasında yer verirken Türk İdman Ocağı adını almıştı. Cuma Ligi’nde varlık gösteren bu kulüp ne yazık ki ömürlü olmamış ve 1. Dünya Savaşı’nın krizli yıllarında sönüp gitmişti.

SARIYER SPOR KULÜBÜ

1923 yılında bir semt futbol takımı olarak kurulmuş ve uzun yıllar gayrı federe bir semt takımı olarak büyük varlık göstermiştir. Nihayet 1940 yılında federe olan Sarıyer’in Lacivert-Beyaz formalı futbol takımı semtte oturan iki ünlü spor adamı Yusuf Ziya Öniş ile Nazım Özbay’ın bu işe girişmeleriyle kısa zamanda büyük güce erişirken kulüp de gelişim yerini sağlamlamıştı. 2006-2007 sezonunda 2.Lig B Kategorisi’nde mücadele etmekteydi.

İSTANBUL SPOR KULÜBÜ

İstanbul Erkek Lisesi’nin 7 ve 8. sınıf öğrencileri tarafından Kemal Halim (Gürgen) Bey’in önayak oluşuyla 1926 yılında okul bünyesi içinde kurulmuştur. İstanbul Erkek Lisesi’nin Sarı-Siyah renkleri ve İstanbul Spor adı altında teşekkül eden kulüp büyük varlık gösterdi. Uzun yıllar İstanbul’un en güçlü takımları arasında adından bahsettirdi. 1931-1932 sezonunda İstanbul Futbol Ligi Şampiyonluğu’nu daha sonra da 1932 Türkiye Futbol Şampiyonluğu’nu kazandı. Türk futboluna ve milli takımımıza pek çok elemanlar yetiştirdi. 2006-2007 sezonunda 2.Lig A Kategorisi’nde mücadele etmekteydi.

KARAGÜMRÜK SPOR KULÜBÜ

1926 yılında Karagümrük semtinde kuruldu. Bir semt futbol takımı olarak uzun yıllar faaliyet gösterdi. Bu arada semt halkı ve kulüp mensuplarının bilfiil çalışmalarıyla semtte bir de futbol sahasına sahip oldu. Bu sahaya Selanik’ten takım getirerek maçlar oynandı. 1950’li yılların başında federe oldu. Büyük başarılar gösteren kulüp, milli takıma oyuncular verdi. 2006-2007 sezonunda 2.Lig B Kategorisi’nde mücadele etmekteydi.

FERİKÖY SPOR KULÜBÜ

Adını taşıdığı semtin gençleri tarafından 1927 yılında Kırmızı-Beyaz renkler altında kuruldu. Feriköy Kabristanı yakınındaki sahasında birçok eleman yetiştirdi. Çok başarılı dönemler yaşayan Feriköy Kulübü varlığını sürdürmektedir. 2006-2007 sezonunda İstanbul Amatör Ligi’nde mücadele etmekteydi.

GÜNEŞ SPOR KULÜBÜ

1933 yılında Galatasaray Kulübü’nde çıkan bir anlaşmazlık sonucu bu kulüpten ayrılan Yusuf Ziya (Öniş), Sedat Rıza (İstek), Sadun Galip (Savcı), Eşref Şefik (Atabey), Nüzhet (Öniş) ve Kemal Rıfat (Kalpakçıoğlu) ile Ulvi Ziya (Yenal) gibi tanınmış spor adamları tarafından Ateş-Güneş adı altında ve Sarı-Kırmızı-Beyaz renkler altında kuruldu. Atatürk’ün de ilgisini ve teveccühünü kazanan kulüp, kısa zamanda büyük gelişme gösterdi. Meydana getirdiği güçlü kadrosuyla İstanbul ve Milli Küme şampiyonlukları kazanan Güneş, iki sezon fırtına gibi estikten sonra 1938 yılı Kasım ayı sonunda faaliyetini tatil etti.

ADALET SPOR KULÜBÜ

1946 yılında Adalet Mensucat Fabrikası bünyesi içinde kuruldu. Bir süre ikinci ligde mücadele eden Kırmızı-Beyaz formalı takım profesyonelliğin kabulünden sonra Fenerbahçe takımından çekip aldığı dördü milli olan altı futbolcusuyla güçlü bir kadro oluşturdu. 10 yıldan fazla bir süre varlığını sürdüren kulüp daha sonra dağıldı.

KARŞIYAKA SPOR KULÜBÜ

Karşıyaka semtinde oturan Türk gençlerinden Zühtü (Işıl), Cemal Ahmet (Umar), Osman (güven), Hüseyin, Refik (Civelek), Tercüman Salih beylerin semtin ünlü Omiros Tarlası’nda yaptıkları bir toplantı sonunda 1912 yılında “Karşıyaka Terbiye-i Bedeniyye Kulübü” adı altında kuruldu. Ortaya çıkarılan futbol takımı tam formunu bulurken patlayan 1. Dünya Savaşı ile onu izleyen İzmir’in işgali kulübün faaliyetini bir süre sekteye uğrattı. İzmir’in kurtuluşundan sonra Yeşil-Kırmızı formalı kulüp yeniden canlandı. Önce “Karşıyaka Gençlerbirliği” adını alan kulüp, sonra “Karşıyaka Spor Kulübü” adıyla faaliyetini sürdürdü. Bu ismin ilk harflerinin ‘K’ , ‘S’ , ‘K’ harflerinin eski dilde okunuşlarından oluşan “Kaf-Sin-Kaf” simgesiyle ölümsüzleşen kulüp, İzmir’in ilk Türk kulübü olmak gibi ebedi bir şerefe de sahiptir. 2006-2007 sezonunda 2.Lig A Kategorisi’nde mücadele etmekteydi.

ALTAY SPOR KULÜBÜ

Bugün Alsancak adıyla anılan eski Frenk Mahallesi’nin Gül Sokağı’nda, önceleri Saint Joseph Fransız mektebiyken 1. Dünya Savaşı sırasında Şark İdadisi’ne verilen binada, 16 Ocak 1914 günü kuruldu. Bu kulübün kurulmasında Şark İdadisi’nin Müdürü Mustafa Necati bey (daha sonra Milli Eğitim Bakanı) başrolü oynadı. Diğer kurucular arasında Çiftçi Necati, Vasıf (Çınar, İzmir eski Milletvekili ve Moskova Büyükelçisi), Talat (Erboy), Evliyazade Nejat, Raif Nezihi (Yazar) ve Şimendiferci Rıfat beyler de bulunmaktaydı. Futbol sahalarında büyük bir varlık gösteren ve “Hilal” adıyla faaliyete geçen takım kısa bir süre sonra “Altay” adını aldı. Siyah-Beyaz formalı kulüp 1919 yılında İzmir’in Yunanlılar tarafından işgaliyle kapandı. Kurtuluştan sonra kulübün kurucularından Vasıf Çınar’ın çabasıyla yeniden canlandı. Eski gücüne kavuşan futbol takımı, 1923-1924 yılında düzenlenen ilk İzmir Futbol Ligi’nin şampiyonluğunu kazanmak şerefine de erişti. Daha sonraki yıllarda da başarılarına devam eden Altay 1. Profesyonel Futbol Ligi’nde 3 büyüklerden sonra en çok kalan takım unvanına uzun bir süre sahip oldu. Daha sonra bu unvanını MKE Ankaragücü’ne bıraktı. 2. lige düştüğü (1982-1983, 1989-1990) iki sezonda da hemen ardından 2.lig şampiyonluğunu kazanarak 1. lige dönmüştür. Ardından 1999-2000 sezonunda bir kez daha 2.lige düşmüş ve bu sefer 1 yıl gecikmeyle 2001-2002 sezonu sonunda 1.lige yükselme hakkını kazanmıştır. 1.ligde tekrar mücadele ettiği 2002-2003 sezonunda yeniden 2.lige düşmüştür. 2006-2007 sezonunda 2.Lig A Kategorisi’nde mücadele etmekteydi.

İZMİR İDMAN YURDU

Yunan işgali sırasında (1919) Altaylı bazı futbolcularla İzmir Sultanisi futbolcuları tarafından işgalcilere karşı duyulan hırsla İttihat ve Terakki Mektebi karşısında ki bir binada kuruldu. Kulübün başında, “Şark” gazetesinin sahibi Halil Zeki Bey (eski Futbol Federasyonu üyesi Kurmay Albay Şinasi Osma’ın babası) ile tüccardan Hacı Hüseyin Bey (daha sonra CHP mutemedi) bulunuyorlardı. İşgalin en karanlık günlerinde Rum takımlarıyla yaptığı maçlarda aldığı başarılı sonuçlarla milletin yüzünü güldüren bu takımda Kırsakal Muzaffer, Suphi, Mustafa (Baloz), Zımzım Osman, Mamako Saim (Seymener), Hoca Mehmet, Sakızlı Neşet, Sivrisinek Baha, Mazlum, Muammer, Dede Kenan, Bacak Mehmet, İmanım Celal, Kolokir Hüseyin, Yanık Hasan ve Aydınlı Adnan (eski Başbakan Adnan Menderes) gibi unutulmaz futbolcular yer alıyordu. Kırmızı-Beyaz formasıyla İzmir futbol tarihinde ölümsüz bir yeri bulunan İzmir İdman Yurdu, İzmir’in kurtuluşundan kısa bir süre sonra dağıldı. Bunda, takımı oluşturan futbolcuların yeniden açılan eski kulüplerine dönmelerinin de önemli etkisi oldu. 20 Ağustos 1923’de İdman Yurdu yeniden açıldıysa da tutunamadı. Anılarda unutulmaz bir yer alıp ortadan silindi.

ALTINORDU SPOR KULÜBÜ

1923 yılında Altay kulübünde çıkan bir anlaşmazlık sonucu bazı futbolcular, yeniden canlanma savaşı vermekte olan İdman Yurdu kulübünün futbolcularıyla birleşip Altınordu’yu kurdular. Kısa zamanda büyük varlık gösteren Kırmızı-Mavi formalı futbol takımıyla geniş bir taraftar kitlesine sahip olan Altınordu, İzmir’in en eski ve en güçlü kulüplerinden biri olarak adını Türk futbol tarihine yazdırdı. 2006-2007 sezonunda 3.ligde mücadele etmekteydi.

İZMİRSPOR

Türkiye’de futbol ilk defa 1900 yılında İzmir’de başlamıştır. Bu tarihte ülkemizde kurulan ilk kulüpler ise azınlıkların İzmir’de kurmuş olduğu Panoinios, Apollon ve Peleops kulüpleridir. Azınlıkların kurduğu bu takımlar sayesinde futbolla tanışan İzmir halkı 1912 yılında Karşıyaka Kulübü’nü 1914 yılında da Altay Kulübü’nü kurarak Türk Futbolu’nun temellerini atmışlardır. Bunun ardından yine azınlıkların kurduğu Garibaldi ve Maccabi takımlarıyla birlikte kulüp sayısı da hızla artarak, ülkenin diğer yörelerindeki futbol hareketlerine öncülük edilmiştir. Türkiye’de futbolun resmi organizasyonu ise 1923 yılında Türkiye Futbol Federasyonu’nun kurulmasıyla sağlanmıştır. İşte İzmirspor Kulübü’nün kuruluşu da bu döneme isabet eder.

Her yıl transfer dönemlerinde İzmirspor’lu futbolcular; Fenerbahçe , Beşiktaş ve Galatasaray gibi liglerin kaderini belirleyen takımların ve İzmirspor’daki sporcu verimliliğinin farkına varan zengin takımların takibindedir.

GÖZTEPE SPOR KULÜBÜ

1925’te Altay’dan ayrılan bazı futbolcular tarafından Göztepe semtinde, Sarı-Kırmızı renklerle kuruldu. Kazandığı sayısız şampiyonlukların yanı sıra Avrupa Kupalarında da çok büyük başarılar elde etti.
Türkiye Birinci Liginde 25 sezon geçiren Göztepe, 1968-1969 ve 1969-1970 yıllarında o dönemdeki adıyla Reis-i Cumhur ve Türkiye Kupasını müzesine götürmüştü. Kupa Galipleri Kupası’na iki, Fuar Şehirleri Kupasına da 5 kez katılan sarı kırmızılı ekip, 1968-1969 sezonunda, bugünkü adı UEFA olan Fuar Şehirleri Kupası’nda 64 takım arasından yarı finale kadar yükseldi. Bu Türkiye adına bir ilkti. 1981-1982 sezonunda Birinci Lige veda eden Göztepe, 18 yıl boyunca üst üste 2. Lig’de mücadele etti. Sarı-kırmızılı kulüp, şirketleşip Göztepe A.Ş. (Göztepe Spor Hizmetleri ve Ticaret Anonim Şirketi) adını aldığı yıl olan 1998’de şampiyonluk yaşayarak yeniden Birinci Lige döndü. Bu dönüşün ardından herşey istendiği gibi gitmedi ve büyük çöküş başladı.
Birinci Ligde kalıcı olmayı başaramayan ekip, peş peşe aldığı kötü sonuçlar nedeniyle önce 1999-2000 sezonunda 2.lige düştü. Ardından 2001-2002 sezonunda tekrar 1.ligde mücadele ederek ligi 7.sırada bitirdi. Hemen ardından 2002-2003 sezonunda 2. Lig (A) Kategorisi’ne, 2003-2004 sezonunda 2. Lig (B) Kategorisi’ne ve tarihinde ilk kez 2004-2005 sezonunda 3. Lig’e düştü. Göztepe 2006-2007 sezonunda da 3.Lig 3.Grupta 29 maçta 28 puan toplayarak sezonun bitmesine henüz 1 hafta kala İzmir Amatör kümeye düşmeyi garantiledi.

ÜÇOK SPOR KULÜBÜ

Türk futbolunda “Milli Küme” maçlarının ihdasıyla günün (1937) İzmir Valisi Fazlı Güleç’in girişimleri ve İzmir’in bu şampiyonada İstanbul ve Ankara takımları karşısında en iyi şekilde temsili gerekçesiyle Altay, Altınordu ve Buca kulüplerinin birleşmesiyle kuruldu. Kulübün ömrü iki yıl sürdü.

DOĞANSPOR KULÜBÜ

Yine aynı amaçla ve İzmir Valisi Fazlı Güleç’in girişimleriyle 1937 yılında Göztepe, İzmir ve Egespor kulüplerinin birleşmeleri sonucu ortaya çıktı. Bu kulübün ömrü de Üçok gibi sadece iki yol sürdü.

4 Büyükler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*